Kitap İncelemeleri

Benim Adım Leon

Duygusal bir çocuk olan Leon, henüz 8 yaş 9 aylıkken kardeşi Jake doğar. Anneleri bir babaları ayrı olan bu iki çocuğun bakımı tamamen Carol’ın sorumluluğundadır; ancak Carol ne Leon’a ne de Jake’e bakacak kadar güçlüdür. Jake’in dünyaya geldiği ilk gün Carol’ın yaptığı ilk şey sigara içmek için dışarıya çıkmaktır, Jake’in bakımı ise o andan itibaren Leon’dadır. Bu hikayeden bir film olsa, ilk sahnede Carol için bencil ve kötü bir anne olduğu söylenebilir, ama hikayenin gelişiminde Carol’ın aslında sadece ruhunun hasta olduğunu söylemek daha doğru olur. Çocuklarını sevmeyen bir anne değil kesinlikle, ama savaşacak ve kendini iyileştirecek kadar güçlü bir anne olmadığı için art arda hatalar yapar.

Küçük Leon’un babası Hintli yani siyahi bir adamdır, bu da Leon’u babası kadar olmasa da siyahi bir çocuk yapar, dönemin siyasi ve sosyo-kültürel tavrı düşünülünce Leon için işler kolay olmayacaktır. Jake ise Leon’dan daha şanlıdır; çünkü beyaz bir çocuk olarak dünyaya gelmiştir.

Jake Leon’un televizyonu gibidir, artık hep onu izler. Normal bir ailede olan abi kardeş ilişkisinden ziyade Leon’un Jake karşı aldığı sorumluluk çok daha önemlidir, çünkü Carol Jake’e iyi bakamaz, tıpkı Leon’un bebekliğinde olduğu gibi yine depresifleşir ve Jake’in babasının peşine düşer, izini sürer. Evli ve bir kız babası olan Tony’nin aslında ne Carol ne de Jake umurundadır, Leon’u zaten siyahi bir çocuk olduğu için kabullenememiştir. Tüm bunları bilmek Carol’ı hasta eder, Leon günlerce Jake’e ve Carol’a bakmak zorunda kalır.

Leon henüz küçük bir bebekken Carol’ın depresifliği günden güne bir sorun haline gelmeye başlar, Leon’un babasıyla ilişkisinin iyiye gitmemesi Carol’ı kaçınılmaz bir ruhsal sağlık sorununa iter ve Leon bir hanım, hanımın eşi ve kedisiyle yaşamak zorunda kalır, bu nedenle kimsenin Carol’ın hastalandığını bilmesini istemez ve Tina’dan para istemeye karar verir, böylelikle Jake’e ve Carol’a bakabilir.

Leon ve Jake’in babaları Carol için doğru adam olmamasının yanı sıra çocuklar içinde iyi birer baba değillerdir ve bakımlarını üstlenmezler, hali hazırda ruhsal bir çöküntü yaşayan Carol bir de maddi zorluklarla baş etmek zorundadır ve baş edemez. Tüm bu ruhsal gelgitler ve parasızlıkta her zaman komşusu Tina’dan destek alır; ancak maddi manevi aldığı desteğin karşılığından hiçbir zaman bir şey vermez. Leon Tina’dan para istediği zaman, bir şeylerin ters gittiği ortaya çıkar ve Carol’ın durumunun çok ağır olduğu anlaşılır bunun üzerine Tina herkesin hayatını değiştirecek bir şey yapmak zorunda kalır, ambulansı arar Carol hakkında yardım ister, sosyal hizmetleri arar Jake ve Leon hakkında yardım ister.

Leon ve Jake öncelikle Maureen adında dünya tatlısı bir korucu aileye verilir, birkaç aydan sonra ise Jake ile yolları ayrılır; çünkü Jake’i evlat edinmek isteyen bir aile vardır ve Jake gider. Carol ile birlikte yaşadıkları dönemden bu yana Leon’un çocuk kalbinde onulmaz yaralar açılır ve küçük hırsızlıklar yapmaya, altına kaçırmaya ve kapı arkasından insanları dinlemeye başlar. Çoğu zaman duydukları da hiç iyi şeyler olmaz, bir keresinde Jake’in beyaz bir çocuk olduğu için tercih edildiğini  ve kimsenin siyahi bir çocuk istemediğini öğrenir.

Leon’un hayatındaki en büyük şansı Maureen’e verilmek olur, çünkü onunla işler yolunda gider, ta ki Maureen’nin rahatsızlanıp hastaneye yatmasına ve tedavisi bitene kadar Maureen’in kardeşi Sylvia’nın yanında kalmasına kadar. Sylvia özünde iyi bir insandır, elinden geldiğinde Leon ile ilgilenmeye çalışır; ancak çocuk bakımında Maureen gibi profesyonel değildir ve Leon için onu oyalamak çok kolaydır…

Hikayenin buradan sonrasını yazmak içimden gelmiyor açıkçası, elimden geldiğince yüzeysel anlatmaya çalıştım, fazlası hikayenin özüne zarar verebilir ve basitleştirebilir; ancak içimi ezen bir bölümü de belirtmeden rahata eremeyeceğim.

Hikaye hep Leon’un gözünden anlatılıyor, ve aktaracaklarım Leon’un içinden geçenler.

“Leon annesini sarsmış, ona yalvarmış, hatta onu kollarından tutup çekmişti; ama hiçbir şey olmuyor. Annesi uyanık olmasına rağmen konuşmaya, yemek yemeye, kalkmaya yanaşmıyor. Dün de, dünden önceki gün de bugün de aynı şey oldu. Artık Leon’un bir yapması gerek. Tekrar üst kata çıkıp annesinin odasına giriyor. Kalın perdelerden içeri pembe bir ışık sızıyor; odanın havası da birileri nefeslerini tutmuş gibi ağır, sessiz. Carol’ın ellerinden biri örtünün üzerinde. Leon o ele parmağının ucuyla dokunuyor. Annesi hareket etmiyor, ama kağıt gibi dudaklarını fanustaki bir süs balığı gibi büzüp gevşiyor.

-Anne?

Carol başını duvara doğru çeviriyor.

-Acıktım anne

Leon odanın Jake’in bezi gibi koktuğunu, annesinin yine yatağı ıslattığını fark ediyor. Pencereyi açmak istiyor ama Carol üşütmesin diye azıcık aralamakla yetiniyor.”

Kit De Waal mesleki deneyimlerini de kullanarak, inanılmaz güzel bir kitap yazmış, öyle ki kitap bitince kimseye kızgın değildim; ama Leon’a üzülüyordum. 

Çevirisi Bilge Nur Gündüz tarafından yapılan romanın son derece akıcı ve anlaşılır bir dili var. Okumayanlara kesinlikle tavsiye edilir ve okuyanlar içinde çok güzel bir hediye fikri olarak kullanılabilir. 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s