Kitap İncelemeleri

Uçurtma Avcısı

Yazar Adı: Khaled Hosseini
Yayınevi: Everest Yayınları
Çeviri: Püren Özgören

Geçen yıl iş için çok seyahat ettim, her gittiğim şehirde de en az bir kitap alacağım diye kendime söz vermiştim. Bu kitaplardan bir tanesi olan Uçurtma Avcısını 24.05.2018 tarihinde Bursa’dan almıştım. Okuyalı çok zaman geçmesine rağmen araya çok fazla kitap girmesine rağmen zaman zaman bu hikayeyi düşünerek buluyorum kendimi.

İlk baskısı 2004 yılında yapılan kitabın bir de aynı isimde beyaz perdeye uyarlanan 2008 Amerikan yapımı bir filmi mevcut. Günümüzde özellikle klasik eserlerden uyarlanan dizi ve filmlerin kalitesini ve orijinalliğini görünce bu filmi seyretmekten uzak durdum. Güzel hikayelerin sinemaya, televizyona uyarlanması bence kadirşinas bir hareket; ama seyrettiğim kimi yapıtların fazla ticari ve tüketilmek üzere sunulmuş olduğunu görmek beni üzdüğünden ve hayal kırıklığına uğrattığından şimdilik filmini seyretmekten uzak duruyorum. İlerleyen zamanlarda belki merakıma yenik düşer seyrederim, şimdilik bilemiyorum.

Uçurtma Avcısı, bir Afgan yazar tarafından İngilizce dilinde yazılan ilk roman olma özelliği taşıyor. Bu sayede binlerce kişiye ulaşan yazar, uluslararası çok satanlar listesine giriyor ve 8 milyon kişi tarafından bu muhteşem eser okunuyor. 2006 ve 2007 yıllarında olmak üzere üst üste iki yıl Penguin/Orange Readers Grup ödülünü kazanıyor.

Konusu: Emir ve Hasan adındaki iki süt kardeşin Afganistan’da başlayan ilişkilerin anlatıyor.

Emir ve ailesi Afganistan’daki en büyük etnik grup olan Peştunlardandır. Peştun ya da Peştu adıyla anılan bu grup talibana olan yakınlığı ile bilinmekte; ancak Baba hiçbir zaman kendisini Talibana yakın tutmamaktadır. Şu sözleriyle açıklayayım “Şu kendini her şeyden üstün gören maymunların sakalına tüküreyim. Tespih çekip anlamadıkları bir kitabı ezbere tekrarlamaktan başka ne bilirler.”

Hasan’ın ailesi ise, Afganistan’da o dönem azınlıkta ve çok sevilmeyen bir grup olan Hazara’lara mensuptur. Ana kahramanımız Emir’in hayatında büyük izler taşıyan ve duygusal anlamda birçok şeyi paylaştığı çocukluk arkadaşı Hasan yıllar geçse de Emir’in hayatında bir gölge gibi yaşamaya devam edecektir.

Emir’in babası Afganistan’daki güçlü ve zengin işadamlarından bir tanesi, Hasan’ın babası Ali ise, bu evin hizmetkârı aynı zamanda Baba’nın çocukluk arkadaşı ve en büyük sırrının ortaklarından biridir. Hikâyenin başkahramanı Emir annesini doğumu esnasında kaybeder, Kabilde çıkan siyasi olaylar neticesinde babasıyla birlikte Afganistan’dan kaçar ve Amerika’ya yerleşirler; Hasan ve babası ise Afganistan’da kalmaya devam eder.

Baba, oğlu Emir’den hep bir adım geride durur, ondan sevgisini ve ilgisini sakınır, hatta zaman zaman Hasan ile kıyaslar ve Emir’in kendisini hiçbir şekilde savunamamasından dolayı rahatsızlık duyar. Ta ki sonun başlangıcı denecek o olayın olduğu güne kadar: Uçurtma Bayramı. O günden sonra nasıl ki Baba ve Emir aynı değilse, Emir ve Hasan’da aynı değildir. Acı dolu bir roman, öyle hüzünlü ki okurken boğazınız düğümlenecek, lanet edecek ve en masum çocuğun bile istemeden nasıl kötü olduğuna şahit olacaksınız.

“… Narı ona fırlattım. Tam göğsüne isabet etti, patladı, kırmızı çekirdekleri havaya savruldu. Hasan’ın çığlığı şaşkınlık ve acı yüklüydü.

“Sen de bana vur!” diye haykırdım. Hasan bir göğsündeki leyeke bir de bana baktı.
Ona bir nar daha fırlattım; bu kez omzuna geldi. Meyvenin suyu yüzüne sıçradı. “ Vur bana!” diye bağırdım…


Ona kaç meyve attığımı anımsamıyorum. Sonunda bitkin, soluk soluğa durduğumda Hasan’ın üstü başı bir idam mangası tarafından delik deşik edilmişçesine, kıpkırmızıydı. Yenik, tükenmiş, umduğunu bulamamış bir halde dizlerimin üzerine çöktüm.


İşte o zaman Hasan yerden bir nar aldı. Bana doğru geldi. Narı alnına hızla çarpıp yardı. “işte” dedi, çatlak bir sesle… “Tahmin oldun mu? Kendini daha iyi hissediyor musun?” Döndü, tepeye inmeye koyuldu.


Gözyaşlarımı özgür bıraktım; dizlerimin üzerinde öne arkaya sallanarak ağladım. “Seninle ne yapacağım Hasan? Seninle ne yapacağım?” Sonunda, yaşlar kuruyup da güçbela tepeyi indiğimde, sorunun yanıtını biliyordum.”


Zaman zaman çocukların yetişkinlerden daha acımasız olduğuna şahitlik etmişizdir; ama Emir’e acımasız demekte gelmiyor içimden. Sadece kaybolmuş, utanan, kendini aciz hisseden ve gerçekten yapacağını bilemeyen bir çocuk.

Romanda en sevdiğim karakter “Baba”. Yazarımız o kadar güzel bir tablo çizmiş ki bu karakterle ilgili donanımlı, bilgin ve kültürlü bir adam, karakter ne zaman konuşmaya başlasa sanki yanımdaymış hissi uyandırdı. En çok sevdiğim bölüm ise, Oğlu Emir’e günahın ne olduğunu anlattığı bölümdür.

“…Yalnızca bir günah vardır, tek bir günah. O da hırsızlıktır. Onun dışındaki bütün günahlar, hırsızlığın bir çeşitlemesidir. Bir adamı öldürdüğünde bir hayat çalarsın. Karısının onun üzerindeki hakkını, çocuklarının babaları üzerindeki hakkını da. Yalan söylediğinde birinin gerçeği bilme hakkını çalarsın. Çalmaktan daha alçakça bir hareket yoktur.”
Keyifli okumalar dilerim, bu öyküden öğrenilecek çok şey var.


Keyifli okumalar dilerim, bu öyküden öğrenilecek çok şey var.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s